Download Turk Sanatinda Ve Edebiyatinda SU PDF

TitleTurk Sanatinda Ve Edebiyatinda SU
File Size1.2 MB
Total Pages184
Document Text Contents
Page 1

GELENEKSEL TÜRK SANATINDA VE
EDEBİYATIMIZDA SU

ANKARA, 2013

Page 2

EDİTÖRYAL YAPIM
TASARIM & BASKI




SFN Televizyon Tanıtım Tasarım Yayıncılık Ltd. Şti.
Cevizlidere Cad. 1237. Sok. No: 1/17 Balgat/ANKARA

Tel: 0312 472 37 73
www.sfn.com.tr

GELENEKSEL TÜRK SANATINDA
VE EDEBİYATIMIZDA SU
Editör: Prof. Dr. Nurettin Demir

Hacettepe Üniversitesi
Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi

Minyatürler: Cihangir Aşurov (Özbek minyatür sanatçısı)

ISBN

978-9944-473-63-7

ASKİ Genel Müdürlüğünün kültür hizmetidir. Parayla satılmaz.

ANADOLU’DA SU MEDENİYETİ DİZİSİ: 5
YAYIN NO: 8

ANKARA BÜYÜK�EH�R BELED�YES�

ASK� GENEL MÜDÜRLÜ�Ü YAYINLARI

Page 92

g e l e n e k s e l t ü r k s a n a t ı n d a v e e d e b i y a t ı m › z d a s u92

ANADOLU’DA SU MEDENiYETi

beni yondu, her âzâmı yerli yerine koydu ve ben böylece dolab oldum. Suyu alçaktan alıp yukarı çeke-
rim, dönüp yukarıdan aşağı dökerim. Gördüğünüz gibi ben, gece-gündüz durmadan neler çekerim. Bir
dağın ağacı olmama, alçaklardan su alıp yükseklere dökmeme ve bütün acılarıma rağmen hiç şikâyetçi
değilim. Bilâkis Mevlâ’mın beni böyle bir hizmete lâyık gördüğünden dolayı da ona duacıyım.”

Derviş Yûnus, neticede Allâh’a olan aşkını ve günahlarının affı için döktüğü gözyaşlarını dile
getirir ve onun için inlediğini ve bu iniltinin bir acı iniltisi olmadığını, bilâkis şükrâne tesbihi
olduğunu söyler. İşte Yunus’un Dertli Dolabı:

Dolab niçün inilersin derdüm vardır inilerem

Ben Mevlâya âşık oldum anun içün inilerem

Benüm adum dertlü dolab suyum akar yalap yalap

Böyle emreylemiş Çalab anun içün inilerem

Beni bir dağda buldılar kolum kanadum kırdılar

Dolaba lâyık gördiler anun içün inilerem

Dülügerler beni yondı her âzâm yirine kondı

Bu inildüm Hakk’dan geldi anun içün inilerem

Suyum alçakdan çekerem dönüp yüksekden dökerem

Görün şu ben ne çekerem anun içün inilerem

Ben bir dağun ağacıyam ne tatluyam ne acıyam

Ben Mevlâ’ya duacıyam anun içün inilerem

Derviş Yûnus eydür ahı gözyaşı döker günahı

Hakk’a âşıkam vallahi anun içün inilerem1

İkincisi Kaygusuz Abdal’ın Kaside-i Dolabnâme’sidir. Menâkıbnâme’ye göre Kaygusuz Abdal, bu
kaside’yi Hac’dan dönüşü esnasında Âsi Suyu üzerinde kurulu bulunan, fakat döndürülemeyen
Su Dolabı için söylemiştir.

Kaygusuz Abdal, 40 dervişi ile Hac farizasını ifâ ettikten sonra, Anadolu’ya şeyhi Abdal Mûsâ’ya
gelmek üzere yola çıkar. Şam’a gelir. Şehre girmezler. Halid bin Velîd ve Baba Amr orada ya-
tardı. Ziyaret ederler. Oradan Kal’a-ı Humus’a gelirler. Âsi Suyu üzerine konup otururlar. Âsi
Suyu’ndan Humus Kalesine su çıkarılacaktı. Humus kalesi ise yüksekti. Bu bakımdan su çıkar-
mak için büyük ve ağır bir dolap yapmışlardı. Dolab yapılır, Âsi Nehri üzerine konur, fakat Dolab
dönmez. Meğer ki bu dolabı yapan kişi Nasranî imiş. Usta, Dolab’ın dönmeyişinden dolayı çok
üzülmüştür. Bu sebeple Dolab’ın dönüş şekli Menâkıbnâme’de geçtiği şekliyle şöyledir:

1 Timurtaş, F. K.,Yunus Emre Divanı, İst., 1972, 175.

Page 93

93g e l e n e k s e l t ü r k s a n a t ı n d a v e e d e b i y a t ı m › z d a s u

ANADOLU’DA SU MEDENiYETi

“İsâ b. Meryem, Mûsâ Kelimetu’llah ve Hz. Davud hürmetine dönmesi için Dolab’a and verilir:,

Ya Dolab! Hz. İsâ hürmetine dön! Dolab dönmez, bu sefer,
Ya Dolab! Hz. Mûsâ hürmetine dön! Dolab yine dönmez. Nihayet,

Ya Dolap! Hz. Muhammed hürmetine dön derler ve Dolap hemen durduğu yerden hareket edip, su
üzerinde dönmeye başlar, Bunu gören Hristiyan usta, İslâmiyetin büyük bir din olduğunu kabul
ederek Müslüman olur. Bu yüzden de dolap; Muhammedî Dolab adını alır. Haber etrâfa yayılınca,
herkes bu dolabı görmeye gelirler. Görenlerin kalbinde dolabın iniltisi başka bir tesir bırakıyor-
du. Dolabnâme’deki bu serüveni Kaygusuz, bir su dolabının iniltisinin meydana getirdiği tesiri
de şöyle dile getiriyordu.

“Niçin yüzünü dâima suya sürdüğünü, bağrının niçin delik ve gözlerinin niçin yaşla dolu oldu-
ğunu, bu kadar zahmeti niçin çektiğini” sorar. Dolap şöyle cevap verir:

“Ben yüce bir dağda ulu bir ağaç idim. Dallarım göklere ulaşırdı. Kuşlar, kumrular budaklarımda
yuva yapardı. Birgün bir şahıs gelip nacağı saldı. Bağrıma kemend takdılar, sokak sokak dolaştır-
dılar. O zamanda beri ben dost! diye inilerim. Felek bal tattırdığı herkese sonunda zehir sunma-
mış mıdır? Süleyman, İskender, Kayser, Kisra, Sam sonunda yok olmadılar mı?”

Kaygusuz, neticede insanın ancak Allah’ın fazlına dayanması gerektiğini söyliyerek şiiri bitirir.

Kaygusuz’un bu Dolap kasidesi; kâfiyeleri ayrı, sualli-cevaplı iki kasideden müteşekkildir. Biri
11, diğeri 28 beyittir. Vezni mefâîlün/mefâîlün/ feûlün’dür. İmâlesi pek çoktur.

Birinci Kaside, Kaygusuz’un Dolab’a hitabı şeklindedir. İkinci Kaside ise, Dolab’ın Kaygusuz’a cevabıdır.

Bu eser, dini-tasavvufi Türk edebiyatı’nda aynı zamanda bir Dolabnâme türünü de beraberinde
getirmiştir. Bu sebeple bunun ayrı bir değeri vardır. Ayrıca bu eser, bir ağacın devriyye tarzı, ba-
şından geçenleri ihtiva eden bir ser-güzeşt hayâtıdır. Şiir son derece şâirâne ve hakimânedir. Eseri
aynen vermeye çalışalım:

Kasîde-i Dolab

Su’al itdüm bugün ben bir dolaba

Didüm niçün sürersün yüz bu âba

Neden bagrun delükdür gözlerün yaş

Sebeb nedür sataşdun bu ‘İtâba

Karârun yok gice gündüz dönersün

Dökersün derdlü gözlerden hûn-âba

Elif kaddün bükülmiş çenge dönmiş

İnildüni düzeltmişsün rebâba

Page 183

183g e l e n e k s e l t ü r k s a n a t ı n d a v e e d e b i y a t ı m › z d a s u

ANADOLU’DA SU MEDENiYETi

Bütün bu örnekler, bize su ile ilgili başlangıçtaki Türk inanç ve pratiklerinin çeşitli biçimlerde,
günümüzde de halkımız arasında yaşadığını göstermektedir (Kalafat 1995: 56).

Sonuç

Anadolu öncesi Türklerin, dünyanın yaradılışı ile ilgili efsanelerindeki en önemli unsurun “baş-
langıçtaki sonsuz su” inancı olduğu, her suyun bir iyesi olduğu, Türklerin suyu kuvvet ve bereket
kaynağı olarak kabul ettikleri, kahredici ve koruyucu saydıkları görülmektedir. Türklerde Yunan-
lılar ve Romalılarda olduğu gibi, tabiat kültleriyle ilgili birer tanrı ve bunların etrafında efsaneler
teşekkül etmemiş ve suya doğrudan doğruya tapınma söz konusu olmamıştır. Yer-Su anlayış ve
inanışına büyük bir değer veren Göktürkler ise Yer-Su inanışına kişilik vererek “vatan” anlayışına
dönüştürmüşlerdir. Türkler, ateşe, havaya ve suya büyük saygı göstermişler, Yer-Su’ya münaca-
atlar okumuşlar, fakat yalnız yer ve gökleri yaratmış olan Tanrıya ibadet etmişlerdir. Türkler her
çağda kendilerine hayat veren topraklara, sulara ve dağlara saygı ile bakmışlar ve onları mukad-
des saymışlardır.

Su kültü, Türk toplulukları arasında ortak bir kült unsuru olarak görülmüş, suyun kutsallığına
olan bu inancın ise şüphesiz günlük hayatta birtakım etkileri olmuştur. Orta Asya toplumlarının
çoğunda, Oğuzlarda, Moğollarda, Sibiryalılarda, çağdaş Altaylılarda ve ülkemizdeki bazı hetero-
doks topluluklarda suyun kullanılmamasıyla ilgili kısmen bugün de olsa devam eden bazı yasak
ve sınırlandırmaları arı ve kutlu bir ruh makamı sayılan suyu kirletmekten çekinme ve sakınma
olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anadolu’daki su kültü, İslam öncesi Türk kültüründe mevcut olan Yer-Su inanışlarının daha
sonraki dönemlere yansıyan biçimleri olarak görülmüş, İslam ile beraber Müslüman Türk toplu-
munun manevi hayatında etkisini devam ettirmiştir. Ancak Yer-Su inanışının eski yapılarını ve
fonksiyonlarını koruyarak yaşadığını söylemek zordur. Bunların bir kısmı, asli fonksiyonları unu-
tularak şekli harekete ve davranışlara dönüşmüş, bir kısmı, yeni dinin renkleri altına saklanarak
hayatiyetini korumuş, bir kısmı ise, eğlence karakteri kazanmıştır.

Page 184

g e l e n e k s e l t ü r k s a n a t ı n d a v e e d e b i y a t ı m › z d a s u184

ANADOLU’DA SU MEDENiYETi

KAYNAKLAR:
Akman, Eyüp (2002). “Türk ve Dünya Kültüründeki Su Kültü Üzerine Düşünceler”. Kastamonu Eğitim Dergisi 10/1: 1-10.
Akpınar, Turgut (1999). Türkler’in Din ve Hukuk Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları.
Arsal, Sadri Maksudi (1947). Türk Tarihi Ve Hukuk. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını.
Ayan, Ekrem (2002). “Türk Mitolojisinde Su Kültü ve Yada Taşı”. Türkler C.10. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları. 622-629.
Aydoğan, Emine (2006). Anadolu Sahası Türk Halk Hikâyelerinde Mitolojik Unsurlar. Ankara: Gazi Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Bayat, Ali Haydar (2002). “İslam Öncesi Orta Asya Türk Dünyasında Tababet”. Türkler C.3. Ankara: Yeni Türkiye

Yayınları. 449-459.
Beydili, Celal (2005). Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük. Ankara: Yurt Kitap Yayın.
Buluç, Sadettin (2009). Türklük ve Şamanlık. (Wilhelm Radloff “Şamanizm” isimli kitabın 107-181. sayfaları).

İstanbul: Örgün Yayınevi.
Çoruhlu, Yaşar (2006). Türk Mitolojisinin Anahatları. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Düzgün, Dilaver (2002). “Dede Korkut Kitabı’nda Alkışlar v Kargışlar”. Türkler C.3. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları. 806-810.
Eliade, Mircea (1992). İmgeler Simgeler. Ankara: Gece Yayınları.
Erdoğan, Bayram (2007). Sorularla Türk Mitolojisi. İstanbul: Pozitif Yayınları.
Gezgin, Deniz (2009). Su Mitosları. İstanbul: Sel Yayıncılık.
Güney, Ünver, Güngör, Harun (2007). Başlangıçtan Günümüze Türklerin Dinî Tarihi. İstanbul: Rağbet Yayınları.
İbn Faldan (2005). Bin Yıl Önce Türkler ve Ötekiler. Türkçesi Sadık Şaşar. İstanbul: İstiklal Kitapevi.
İnan, Abdulkadir (1976). Eski Türk Dini Tarihi. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
İnan, Abdulkadir (1998). “Türklerde Su Kültü İle İlgili Gelenekler”. Makaleler ve İncelemeler, C. 1. Ankara: Türk Tarih

Kurumu.
İnan, Abdulkadir (2000). Tarihte Ve Bugün Şamanizm Materyaller Ve Araştırmalar. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Kafesoğlu, İbrahim (1980). Eski Türk Dini. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
Kalafat, Yaşar (1995). Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri. Ankara: Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek

Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını.
Koca, Salim (2002). “Eski Türklerde Bayram ve Festivaller”. Türkler C. 3. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları. 51-57.
Korkmaz, Ramazan (1998). “Dede Korkut Hikâyelerindeki Su Kültünün Mitik Yorumu”. Türk Kültürü, S. 418.
Memmedov, Celal Beydili (2002). “Eski Türklerde Gizli Tabiat Kuvvetlerine İnanma (İye İnancı)”. Türkler C.3. Anka-

ra: Yeni Türkiye Yayınları.
Ocak, Ahmet Yaşar (1983). Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslâm Öncesi İnanç Motifleri. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Oğuz, M. Öcal (1998). Mitolojimizde ve Ural Batır Destanında Başlangıçtaki Sonsuz Su. Ankara: Milli Folklor, S. 38.
Ögel, Bahaeddin (1971). Türk Mitolojisi C. I. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
Ögel, Bahaeddin (1989). Türk Mitolojisi, Kaynakları ve Açıklamaları İle Destanlar C. I. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Ögel, Bahaeddin (2002). Türk Mitolojisi, Kaynakları ve Açıklamaları İle Destanlar C. II. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Oymak, İskender (2010). “Anadolu’da Su Kültünün İzleri”. Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 15/1: 35-55.
Pala, İskender (2010). Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş. İstanbul: Kapı Yayınları.
Pirverdioğlu, Ahmet (2002). “Türklerde Yılbaşı Ve Bahar Geleneği”, Türkler C.3. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları. 44-50.
Radloff, Wilhelm (1956). Sibirya’dan C. II. İstanbul: Maarif Basımevi.
Roux, Jean-Paul (2002). Türklerin ve Moğolların Eski Dini. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Roux, Jean-Paul (2008). Türklerin Tarihi, Pasifik’ten Akdeniz’e 2000 Yıl. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Şeker, Mehmet (2010). Türk Kültür ve Destanlarında Su, Su Medeniyeti Sempozyumu. Konya: Konya Büyükşehir

Belediyesi.
Ulutürk, Muammer (2010). Dinlerde Su Tasavvurları, Su Medeniyeti Sempozyumu. Konya: Konya Büyükşehir

Belediyesi.

Similer Documents